Gönülden Akan Taze Mürekkep
  Orhun Abidelerinde Yuğ Törenleri
 
ORHUN ABİDELERİNDE YUĞ TÖRENLERİ
 
Kuzey Moğolistan Yazıtları diye de anılan, Orhon, Tola ve Selenga ırmakları havzasındaki bu yazıtların başlıcaları Költigin Bilge Kağan, Tonyukuk Yazıtları 'dır. Bu yazıtların tümüne Orhon Yazıtları (Orhon Abideleri , Orhon Kitabeleri ) adı verilir. En önemlileri de Költigin ve Bilge Kağan yazıtlarıdır . Orhon ırmağının ve Koşo Çaydam adı verilen iç gölün yakınlarında bulunan iki mezar anıtı, birbirinden 1km kadar uzaklıktadır. Költigin Yazıtı'nı, ağabeyi Bilge Kağan 732'de diktirmiştir. Piramit biçiminde, bir tür sert kireçtaşından yapılmış olan yazıt, 3,75m yükseklikte, 0,41m kalınlıkta ve 1,24m genişliktedir ; tepesi de beş köşeli kalkan biçimindedir . Dört yüzü bulunan yazıtın batı yüzünde çinc, öbür yüzlerinde türkçe yazılar yer almaktadır. Yazıtın doğu yüzünde 40, kuzey ve güney yüzlerinde 13 ' er satır vardır. Satırlar yukardan aşağıya doğru yazılmış ve sağdan sola doğru istif edilmişti. Yazıtın çevresindeki alanda , Költigin , in yaptığı savaşlarda öldürdüğü düşman sayısınca dikilen ''balbal''lar görülür. Anı-söylev karışımı bir türde kaleme alınan yazıtta Bilge Kağan ulusuna hitap etmekte, Türk ulusu için yaptıklarını övünç ve kıvançla anlatmaktadır. Yazıtın güney yüzünde Bilge Kağan, ülkesinin sınırlarını genişlettiğini, her yere Türk adını duyurduğunu, Ötüken ormanında kalırsa ulusun sonsuza dek sıkıntısız yaşayabileceğini, yoksul halkı zenginleştirdiğini söylemektedir. Doğu yüzündeyse, ataları Bumin Kağan ile İstemi Kağan dönemindeki askeri başarıların sonucunda Türk ülkesinin genişlediğini, töresini kurduğunu, onların ölümünden sonra başa geçen kağanların yönetiminde ''Türk ulusu il tuttuğu ilini '' yitirdiğini, Çinlilerin boyunduruğuna girdiklerini, bir kısmının da Çinlileştiğini anlatmaktadır. Ancak ''yukarıda Türk tanrısı Türk ulusu yok olmasın'' diye babası İlteriş Kağan'ı Türkleri derleyip toparlaması için göndermiş, İlteriş Kağan Çin Kağanına karşı başkaldırıp ''ilsizleşmiş, kağansızlaşmış, cariye olmuş , Türk töresini bırakmış ulusu düzene koymuş .'' ; ''ili töreyi kazandıktan '' sonra da öbür dünyaya göçmüş. Amcası kağan olmuş, Bilge Kağan da amcası adına Tarduş ulusunu yönetmeye başlamış. Amcası ile doğuda Gökırmak, Şantung ovasına, batıda Demirkapı'ya değin ordu yürütmüşler ; ''dizliğe diz çöktürmüş, başlıya baş eğdirmiş'' ler . Ancak Kutsal Ötüken ormanında yaşarken, Türk ulusu kağanına danışmadan doğuya, batıya gitmiş, ''kanını su gibi akıtmış, kemikleri dağ gibi yığılmış, beylik erkek evlatları kul olmuş , tertemiz kız çocukları cariye olmuş '' .Tanrı ,Türk ulusunun adı sanı yok olmasın diye , bu aç , yoksul , perişan ulusun başına Bilge'yi kağan olarak getirmiş , Bilge Kağan küçük kardeşi Költigin ile çevre kavimlere ve Çin'e seferler düzenlemiş , ''çıplak ulusu giyimli , yoksul ulusu varlıklı'' kılmış , dört yandaki ulusları hep buyruk altına almışlar . Bu yüzün son bölümünde Költigin'in yiğitliklerinden söz edilmektedir . Yazıtın kuzey yüzü hemen tümüyle Költigin'in savaşlarına ayrılmıştır : Költigin ; Karluk , As , İzgil , Dokuz Oğuz kavimleriyle yapılan savaşlarda büyük yararlıklar göstermiştir . Bilge Kağan Türk halkına seslenirken ''Költigin olmasa hepiniz ölecektiniz . Yaşayanlarınız cariye olacaktınız. Ölenleriniz ise yazıda yabanda, dağda bayırda düşüp kalacaktınız .'' demektedir . Yazıtın çince olan batı yüzünde Türk-Çin dostluğundan söz edilmekte , Költigin övgülü bir dille tanıtılmaktadır . Yine bu yüzün üstünde kağan işareti yer alır. Yüzler arasında kalan ve keskin olmayan kenarlarda çince ve türkçe yazılar bulunmaktadır. Bu yazılarda Költigin'in kırk yedi yaşında , koyun yılının onyedinci günü öldüğü , kendisi için yas töreni (yuğ) düzenlendiği , türbesinin , heykelinin , anıt taşının yapıldığı yazılıdır . Költigin yazıtının , yeğeni Yolluğ Tigin tarafından yazılmış olduğu da belirtilmiştir. Anıtının çevresinde son zamanlarda Költigin'in heykelinin baş kısmı ile karısına ait heykelin gövde kısmı bulunmuştur .
         Bilge Kağan Yazıtı , 735 'te Bilge Kağan'ın oğlu tarafından diktirilmiştir. Yapı bakımından Költigin Yazıtı'na benzer ; doğu yüzünde 41,kuzey ve güney yüzlerinde 15'er satır vardır , batı yüzündeyse oldukça tahrip edilmiş olan çince yazıt yer almaktadır . Bu yazıtta da Bilge Kağan konuşmaktadır ; bu yüzden olacak , Költigin Yazıtı'ndan bazı bölümler aynen bu yazıta da aktarılmıştır (Költigin-doğu yüzü ile Bilge Kağan-doğu yüzü ; Költigin- güney yüzü ile Bilge kağan- kuzey yüzünün kimi bölümleri). Bununla birlikte Költigin'in ölümünden sonraki olaylarla Bilge Kağan'ın Belirli yaş dönemlerinde yaptığı önemli savaşlar bu yazıta eklenmiştir.Bilge Kağan ''on dokuz yıl şad olarak görev yaptığını , on dokuz yıl da kağan olarak tahta oturduğunu '' , bu süre içinde ''Türk ulusunu yüceltmek için uğraştığını , ilini , töresini düzenlediğini'' belirtmiştir. Bu yazıtı da yeğeni Yolluğ Tigin yazmıştır. Anıtın çevresinde Bilge Kağan'ın anıt -mezarı , kimi heykeller , balballar ve taşlar bulunmaktadır.
        Tonyukuk Yazıtı (yada ßilge Tonyukuk Yazıtı ) aynı bölgede , Ulan-ßatur'un 66km güneydoğusundaki ßain-Çokto adı verilen yerde dikilmiştir. Ne zaman dikildiği , ve kimin tarafından dikildiği kesin olarak bilinmemektedir. İkinci taşın doğu yüzünde ''Türk Bilge Kağan iline yazdırdım , ßen ßilge Tonyukuk .'' sözlerim dikkate alınacak olursa , yazıtın daha sağlığında Tonyukuk tarafından yaptırıldığı ileri sürülebilir.Tonyukuk yazıtı iki taştan oluşmaktadır : Birinci taşta 35 , ikinci taşta 27 satır vardır.726/727 yıllarında dikildiği sanılan yazıtlarda Tonyukuk , İlteriş , Kapgan Kağan ve Bilge Kağan dönemlerinde (46yıl)''danışman'' olarak görev yaptığını , hemen bütün askeri başarılarda kendisinin büyük payı olduğunu açıkça belirtmekten çekinmemiştir.
Orhon ve Yenisey Yazıtları Türk dünyası için bir çok yönden önem taşır. Bunların başında da yazıtların Türkçenin ilk yazılı belgeleri olması gelir. Gerçekten de günümüze dek yapılan araştırmalara göre Orhon alfabesiyle yazılmış yazıtlar ve belgeler , Türk dili tarihinin ilk somut verilerini oluşturur. Bu yazıtların dili incelendiği zaman Türkçenin o döneme göre oldukça gelişmiş bir dil olduğu gözlemlenir. Bundan da Türkçenin oldukça eski ve köklü bir dil olduğu sonucu çıkarılabilir. Gerek dilbilgisi birimlerinin çeşitliliği gerek sözcük dağarcığının zenginliği bu gelişmişliğinin başlıca kanıtları arasında sayılabilir. Ayrıca tonlayıcı özelliklerin , vurgulama biçimlerinin , konuşma dilinin bütün olanakları kullanılarak uygulanması , bu belgelerdeki dilin sözlü ve yazılı anlatıma büyük yatkınlık gösterdiğini açıklamaktadır.
Orta Asya’da, Orhun ve Yenisey ırmakları yöresinde bulunan Kül Tegin ve Bilge Kağan yazıtları, Göktürkler döneminden kalma, 8. yüzyılda dikilmiş taş yazıtlardır. Yazıtlardaki ana konu Göktürkler’in siyasal tarihi olmasına rağmen, yazıtlardan Göktürkler’in toplumsal yapısıyla ilgili dağınık da olsa bazı bilgiler elde edebiliyoruz. Bu yazıtlarda o dönem Türk toplumunun sosyal yapısını, inançlarını, adetlerini ve düşünce yapılarını tespit etmek mümkündür. Türk milletinin bağımsızlığa olan düşkünlüğü, kendine verildiğine inandığı kut anlayışı, üzüntü ve mutluluklarını belirtme şekillerini bu abidelerde rahatça görürüz. İşte bunlarda ölülerin ardından yapılan ve üzüntülerin paylaşıldığı yuğ töreni en belirginlerindendir.
Yazıtlardan anlaşıldığına göre Göktürklerde , ölen kimsenin ruhunun bir kuş şeklinde uçup gittiğine inanılmaktadır. Göktürklerde ölülere yapılan törene yuğ (veya yoğ) adı verilirdi. Birisi ölünce cenazesi önce çadırına konur. Bütün yakınları ölünün adına kurban olarak bir koyun ve bir at kesip çadırın dışına bırakırlar . Sonra feryat ederek atlarını çadırın çevresinde yedi defa koştururlar ; çadırın giriş kısmının önünden geçerken bıçakla yüzlerini yaralarlar.ßöylece kan ile göz yaşı birbirine karışır . Sonra ölü gömmek için uygun bir gün seçilir . ßir kimse bahar ve yaz mevsiminde ölmüş ise cenazesi ağaçların yaprakları dökülünceye kadar ; güz veya kış mevsiminde ölmüşse ağaçlar yaprak çıkarıncaya kadar bekletilirdi . Önce ölünün atı yakılarak külleri , kulandığı eşya ile birlikte ölü ile gömülür. Gömme günü ölünün bütün yakınları kurban için çeşitli şeyler getirir ; mezarın çevresinde at koşturarak feryat eder ve yüzlerini yaralarlar . Ölü gömüldükten sonra mezarı üzerine dikilen taşlar (balbal) yenilen düşmanın öbür dünyada galip gelene hizmet edeceğine işaret ederdi . Orhon yazıtlarında , Bilge Kağanın kardeşi Kültigin'in ölümü dolayısıyla yaptığı matem merasimine komşu boylardan gelen heyetler arasında yas tutan (yoğçı) ve ölüye ağlayan (sığıtçı) kişilerin bulunduğu belirtilmektedir. Yas töreninde bulunan kimselerin , yas alameti olarak kulak ve saçlarını kesmeleri bir gelenekti .
Orhun Abidelerinde yuğ törenlerinin geçtiği satırları verecek olursak:
 
Kül Tigin Abidesi- Doğu Yüzü
 
4. Satır: Özi ança kergek bolmuş. Yoğçı sıgıtçı öngre kün togsıkda Bökli çöllüg il Tabgaç Tüpüt Apar Purum Kırgız Üç Kurukan Otuz Tatar Kıtany Tatabı bunça budun kelipen sıgtamış yoglamış. Antag külüg kagan ermiş.
Günümüz Türkçesi- Kendisi öylece vefat etmiş. Yasçı, ağlayıcı, doğuda gün doğusundan Bökli Çöllü halk, Çin, Tibet, Avar, Bizans, Kırgız, Üç Kurukan, Otuz Tatar, Kıtay, Tatabı, bunca millet gelip ağlamış, yas tutmuş. Öyle ünlü kağan imiş.
 
Kül Tigin Abidesi- Kuzey Yüzü
 
10. Satır:  Kül Tigin yok ersek, kop ölteçi ertigiz. İnim Kül Tigin kergek boldı. Özüm sakıntım. Körür közüm körmez teg, bilir biligim bilmez teg boldı.Özüm sakındım. Öd tengri yaşar. Kişi oglı kop ölgeli törümiş.
11. Satır: Ança sakındım.Közde yaş kelser tıda köngülte sıgıt kelser yanduru sakındım. Katıgdı sakındım. İki şad ulayu ini yigünüm oglanım beglerim budunum közi kaşı yablak boldaçı tip sakındım. Yogçı sıgıtçı Kıtany Tatabı budun başlayu
12. Satır: Udar sengüm ketli. Tabgaç kaganda İsiyi Likeng ketli. Bir tümen ag altun kümüş kergeksiz kelürti. Tüpüt kaganda bölün ketli. Kurıya kün batsıkaki Sogd Berçik er Bukarak uluş budunda Enik sengüm Ogul Tarkan ketli.
13. Satır: On ok oglum Türgiş kaganda Makaraç tamgaçı Oguz Bilge Tamgaçı ketli. Kırgız kaganda Tarduş İnançu Çor ketli. Bark itgüçi bediz yaratıgma bitig taş itgüçi Tabgaç kagan çıkanı Çang sengün ketli.
 
Günümüz Türkçesi 10. Satır: Kül Tigin olmasa hep ölecektiniz. Küçük kardeşim Kül Tigin vefat etti. Kendim düşünceye daldım. Görür gözüm görmez gibi, bilir aklım bilmez gibi oldu. Kendim düşünceye daldım. Zamanı Tanrı yaşar. İnsan oğlu hep ölmek için türemiş.
Günümüz Türkçesi 11. Satır: Öyle düşünceye daldım. Gözden yaş gelse mani olarak, gönülden alamak gelse geri çevirerek düşünceye daldım. Müthiş düşünceye daldım. İki şadın ve küçük kardeş yeğenimin, oğlumun, beylerimin, milletimi gözü kaşı kötü olacak diyip düşünceye daldım. Yasçı ağlayıcı olarak Kıtay, Tatabı milletinden başta
Günümüz Türkçesi 12. Satır: Udar general geldi. Çin kağanından İsiyi Likeng geldi. On binlik hazine, altın, gümüş fazla fazla getirdi. Tibet keğanından vezir geldi. Batıda gün batısında Soğd, İranlı, Buhara ülkesi halkından Enik general Oğul Tarkan geldi.
Günümüz Türkçesi 13. Satır: On ok oğlum Türgiş kağanından Makaraç mühürdar, Oğuz Bilge mühürdar geldi. Kırgız kaganından Tarduş İnançu Çor geldi. Türbe yapıcı, resim yapan, kitabe taşı yapıcı olarak Çin kağanının yeğeni Çang general geldi.
 
Bilge Kağan Abidesi- Doğu Yüzü
 
5. Satır: Özi ança kergek bolmuş. Yogçı sıgıtçı öngre kün togsıkdaki Bölki çöllüg il Tabgaç Tüpüt Apar Purum Kırgız Üç Kurıkan Otuz Tatar Kıtany Tatabı bunça budun kelipen sıgtamış yoğlamış. Antag külüg kagan ermiş. Anda kirse inisi kagan bolmuş erinç.
Günümüz Türkçesi 5. Satır: Kendisi öylece vefat etmiş. Yasçı, ağlayıcı, doğuda gün doğusundan Bökli Çöllü halk, Çin, Tibet, Avar, Bizans, Kırgız, Üç Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtay, Tatabı, bunca millet gelip ağlamış, yas tutmuş. Öyle ünlü kağan imiş. Ondan sonra küçük kardeşi kağan olmuş tabi.
 
Yukarıdaki satırlara baktığımızda Köktürk toplumunda yuğ törenleri hakkında genel bir kanaate ulaşmamız mümkündür. Bu törenlere birçok ülkenin devlet erkanını da katıldığını görüyoruz. İnsanların ağladığını ve yas tuttuğunu görüyoruz. Ayrıca yuğ töreninde bir başka ayrıntı da törene gelen ülkelerin temsilcilerinin yanlarında hediye olarak hazineler getirdiğini görüyoruz. Ayrıca ölen kişi için türbe yapıldığı ve bu türbenin süslendiği bilgisine ulaşmamız da mümkün. Orhun Kitabelerinde olduğu gibi ölen kişileri anlatan yazıtların diktirildiği görülmektedir. 
                                                                                                                                           Baki Yöney
 
  Bugün 8 ziyaretçikişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=